Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (ARUCAD), sahne sanatlarında disiplinlerarası üretim pratiklerini odağına alan “Disiplinlerarası Performans Dinamikleri” başlıklı seminere ev sahipliği yaptı. Disiplinlerarası sahne sanatçısı Çağıl Kaya ile caz sanatçısı Tamer Temel’in konuşmacı olarak katıldığı seminer, Yrd. Doç. Dr. İnal Bilsel ve Öğr. Gör. Şafak Ersözlü moderatörlüğünde, deneyim paylaşımı ve soru–cevap formatında gerçekleştirildi.
Seminerin açılış bölümünde Çağıl Kaya, disiplinlerarası üretim anlayışlarını mutlak doğrular üzerinden tanımlamadıklarını vurguladı. Kendi sanatsal pratiklerini deneyim ve süreç üzerinden değerlendirdiklerini belirten Kaya, bu yaklaşımı şu sözlerle ifade etti: “Biz ‘bu böyledir, doğrusu budur’ diyen insanlar değiliz. Sadece bizim deneyimlediğimiz, işimize yarayan yöntemlerden bahsediyoruz. Bunların herkes için geçerli olduğunu iddia edemeyiz.”
Günümüz sanat ortamının geçmiş dönemlerden farklı olarak büyük akımlar etrafında şekillenmediğine dikkat çeken Çağıl Kaya, disiplinlerarası yaklaşımın sunduğu imkânların yanı sıra bazı riskler de barındırdığını ifade etti. Temel bilgi ve disiplinin önemine değinen Kaya, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün disiplinlerarası olmak çok kolay; ama temel sağlam değilse, karıştıracak bir şey de kalmıyor elinde. Bir şeyi yıkabilmek için önce onun ne olduğunu çok iyi bilmek gerekiyor.”
Seminerde söz alan Tamer Temel ise disiplinlerarası üretimin günümüzde zaman zaman yüzeysel bir eğilim hâline gelebildiğini belirterek, türler arası geçişlerin moda ya da beklenti üzerinden değil, ifade ihtiyacından doğması gerektiğini vurguladı. Temel, bu yaklaşımı şu sözlerle aktardı: “Bir rock ya da pop öğesi eklemek mesele değil. Mesele, anlatmak istediğin derdi tek bir dille ifade edemediğin noktada, gerçekten başka alanlara ihtiyaç duyup duymadığın.”
Sanat eserinin üretim süreci ile ortaya çıktıktan sonraki sürecin birbirinden farklı işlediğini belirten Tamer Temel, tür ve sınıflandırma kavramlarının tarihsel olarak endüstrileşmeyle birlikte önem kazandığını hatırlattı: “Bir eser ortaya çıktıktan sonra tür, sınıflandırma ve satış kaygıları devreye giriyor. Bunlar sanatın kendisinden çok, sonrasındaki pazarlama süreciyle ilgili.”
Eğitim ve pedagojik yaklaşımlar üzerine yapılan değerlendirmelerde Çağıl Kaya, muhafazakâr olarak tanımlanan disiplinli eğitim anlayışlarının bugünden bakıldığında yalnızca kısıtlayıcı bir çerçeve olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Temel bir dil ve gramer bilgisinin sanatsal özgürlük için gerekli olduğunu vurgulayan Kaya, şunları söyledi: “Öğrenciye ‘önce bunu bu kurala göre yapacaksın’ diyorum. Çünkü o dili, o grameri öğrenmeden ‘kendi tarzımı yaratıyorum’ demek genellikle sığ kalıyor.”
Seminerin son bölümünde Tamer Temel, Doğu ve Batı sanat gelenekleri üzerinden bireysellik ve anonimleşme kavramlarına değinerek, disiplinlerarası yaklaşımın türlerden çok ifade ve derinlik üzerinden kurulması gerektiğini dile getirdi: “Doğu geleneğinde anonimleşmek, büyük bir bütünün parçası olmak vardır. Disiplinlerarası yaklaşımı değerli kılan şey de türleri değil, o derin ifadeyi ve duyguyu bir araya getirmesi.”
“Disiplinlerarası Performans Dinamikleri” semineri, katılımcıların soruları ve paylaşımlarıyla tamamlanırken; sahne sanatlarında disiplinlerarası üretim, ifade biçimleri ve eğitim pratikleri üzerine değerlendirmelerin paylaşıldığı bir buluşma olarak gerçekleşti.








