Voices Konuşmalar Serisi Yeniden Başladı: İlk Konuk Mete Hatay

Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (ARUCAD) Sanat ve Kültür Ofisi tarafından düzenlenen Voices konuşmalar serisi, 7 yıllık bir aranın ardından yeniden izleyiciyle buluştu. 16 Nisan Perşembe akşamı ARUCAD Art Space’te gerçekleşen serinin ilk oturumunda, araştırmacı ve akademisyen Mete Hatay konuk oldu. Program, ARUCAD Plastik Sanatlar Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Turan Aksoy’un koordinatörlüğünde düzenlenirken, bu yıl ilk kez eş zamanlı canlı yayın ile daha geniş bir izleyici kitlesine ulaştı.

Soru-cevap formatında kurgulanan etkinlikte, Prof. Dr. Turan Aksoy’un yönelttiği sorular üzerinden ilerleyen oturumda Mete Hatay güncel meseleleri sanat, toplum ve politika ekseninde ele aldı. Konuşma boyunca izleyicilerden gelen sorularla tartışma genişlerken, yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik etkileşimli ve dinamik bir yapıya kavuştu. Oturumun başlangıcında ise Hatay’ın akademik ve kültürel üretim alanındaki çalışmaları da dinleyiciyle paylaşıldı.

Mete Hatay Kimdir?
Mete Hatay; Kıbrıs’ta yerinden edilme ve mülkiyet sorununa odaklanan çalışmaları, bu kapsamda geliştirdiği dijital arşiv projeleri ve 1963 sonrası göç hareketlerine ilişkin hazırladığı interaktif haritalarla tanınmaktadır. 2016–2017 yıllarında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın mülkiyet çalışma grubunda yer alan Hatay, yerel ve uluslararası birçok akademik dergide yayımlanan çalışmalarıyla da öne çıkmaktadır.

Akademik üretiminin yanı sıra sanat ve kültür alanında da aktif olan Hatay; uzun yıllar müzikle ilgilenmiş, çeşitli belgesellerin müziklerine imza atmış, üç albüm yayımlamış ve Onno Tunç Beste Yarışması başta olmak üzere birçok festivalde yer almıştır. Görsel sanatlar alanında ise iki kişisel sergi ve çok sayıda karma sergiye katılmıştır.

Hatay, çalışmalarını halen PRIO (Peace Research Institute Oslo) Kıbrıs Merkezi’nde kıdemli araştırma danışmanı olarak sürdürmektedir.

Belirsizlik Bir “Durum” Değil, Bir “Hal”
Mete Hatay konuşmasında, günümüz dünyasını tanımlayan en temel unsurun “belirsizlik” olduğunu vurgulayarak bunun artık geçici bir durum değil, kalıcı bir “hal”e dönüştüğünü ifade etti. Günümüz bilgi ortamına değinen Hatay, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi: “Yoğun bilgi bombardımanı, bilginin altını oyuyor. Bugün hakikat ve gerçeklik giderek bir demagoji alanına dönüşmüş durumda.” Bu çerçevede bilginin çoğalmasına rağmen güvenilirliğinin aşındığına dikkat çeken Hatay, mevcut durumun yalnızca bilgiye değil, gerçekliğin algılanma biçimine de etki ettiğini belirtti.

Kriz, Yaratıcılığı da Besleyen Bir Alan
Konuşmada kriz ve sanat ilişkisine değinen Hatay, “Krizleri genelde yıkıcı olarak okuyoruz ama sanat açısından baktığımızda bu durum aynı zamanda yeni üretim biçimlerini de tetikleyen bir alan açıyor. Çünkü sanat hiçbir zaman tek başına var olan bir şey değil; sosyolojiyle, politikayla, felsefeyle birlikte düşünmek zorundayız” sözleriyle sanatın diğer disiplinlerle kurduğu ilişkiye dikkat çekti.

Sanatın günümüzde daha hibrit, disiplinlerarası ve deneysel bir yapıya evrildiğini ifade eden Hatay, bu dönüşümün küresel ölçekte yaşanan kırılmalarla birlikte daha kırılgan bir zeminde ilerlediğini dile getirdi.

Neoliberal Dönüşüm ve Eğitimin Tek Tipleşmesi
Konuşmada neoliberal politikaların eğitim üzerindeki etkilerine değinen Hatay, “Eğitim giderek aynılaşıyor. Bu aynılaşma, aradaki nüansları ortadan kaldırıyor ve tek tip bir yapı üretiyor. Oysa üniversitenin kimliği olması, eleştirel düşünceyi barındırması ve demokratik bir tartışma ortamı sunması gerekir” sözleriyle mevcut yapıya eleştirel bir çerçeve sundu.

Bu noktada üniversitelerin niceliksel olarak artmasının tek başına bir gelişim göstergesi olmadığını da vurgulayan Hatay, “Her yere üniversite açarak kalkınamazsınız. Önemli olan iyi eğitim, özgünlük ve bir kimlik ortaya koyabilmek” ifadelerini kullandı.

Konuşma sırasında ARUCAD’a da değinen Hatay, üniversitenin sanat ve tasarım odaklı yapısı ile bu anlamda farklı bir konumda olduğunu belirterek, eleştirel düşünceyi ve üretimi önceleyen kurumların önemine dikkat çekti.

Küreselleşmeden Geriye: Sanat da Etkileniyor mu?
Konuşmada küreselleşmenin gerilemesiyle birlikte sanat dünyasında yaşanan dönüşüm de ele alındı Aksoy, “Neoliberalizmin düşüşüyle beraber daha baskıcı rejimlere doğru bir dönüşüm var. Bu da sanatın eskisi kadar global bir alan olmaktan çıkıp daha yerelleştiği bir süreci beraberinde getiriyor. Önceden daha fazla uluslararası sergi ve dolaşım varken, şimdi daha yerel üretimlerin ve yerel işleri destekleyen çalışmaların öne çıktığını görüyoruz” dedi.

Aksoy’un ardından sözü devralan Mete Hatay ise sanatın üretim koşullarına değinerek sponsorluk meselesine dikkat çekti. Hatay, “Sponsorluklar gerekli, çünkü üretim için bir destek gerekiyor ama aynı zamanda bu destekler sanatın bağımsız ve eleştirel yönünü de sınırlayan şeyler haline gelebiliyor” ifadelerini kullandı.

Konuşmasını güncel örnekler üzerinden sürdüren Hatay, “Bugün bazı konuların dile getirilmesi bile engellenmeye çalışılıyor. Cannes’da Filistin’den bahsetmenin engellenmeye çalışıldığını gördük” diyerek uluslararası sanat ortamlarında yaşanan sansür tartışmalarına değindi.

Voices Konuşmalar Serisi, ARUCAD Sanat ve Kültür Ofisi koordinasyonunda her ay yeni konuklarla devam ederek sanatın güncel meselelerle ilişkisini tartışmaya açmayı sürdürecek.